# XIII. Yardımcı, karma ve ulusal askerler

XIII



Yardımcı, karma ve ulusal askerler


1. Yardımcı askerler de gereksiz olan diğer askerlerdir. Bunlar güçlü kişilerin elindeki askerlerdir ve yardıma çağrıldıklarında gelip sana destek veren ve seni savunan askerlerdir. Bunun somut örneğini son zamanlarda Papa Giulius’da gözlemledik. Ferrara kuşatmasında paralı askerlerin işe yaramadığını görünce yardımcı askerlere başvurdu ve İspanya Kralı Ferdinando’dan askerleriyle gelip kendisine yardım etmesini diledi. Yardımcı askerler kendileri için iyi ve yararlı olabilirler, ama yardıma çağıran kişi her zaman zararlıdır, çünkü yitirdiğinde soluğu kesilir, kazandığında onların tutsağı olur.

2. Eski çağlar bu örneklerle dolu olmasına karşın ben yeni bir örneği, Papa II. Giulius örneğini, vermeden geçemeyeceğim. Yaptığı iş öylesine akıldışıydı ki Ferrara’yı ele geçirmek için kendisini bir yabancının ellerine bırakıvermişti. Ne ki, yazgısı ona yardım etmiş ve yanlış yapmış olmasının cezasını çekmesin diye kendisine yeni bir seçenek sunmuştu. Yardımcı askerleri Ravenna’da yenilgiye uğrayınca, ortaya çıkan İsviçreliler kendisinin ve başkalarının beklentilerinin tersine galip gelenleri yenmişti. Papa kaçan düşmanlarının eline düşmekten kurtulmuş; yardımcı askerlerin de esiri olmamıştı, çünkü savaşı yardımcı askerlerin katkısı olmadan başka bir askeri gücün desteğiyle kazanmıştı.[67] Floransalılar askeri güçten yoksun oldukları için on bin Fransız askerini Pisa’yı almak için yolladılar. Yaşamlarında başlarına gelebilecek en kötü felaketlerden biriyle burun buruna geldiler. Kostantinapolis imparatoru komşularının saldırısına karşı koyabilmek için Yunanistan’a on bin Türk çağırdı. Savaş bitince bu adamlar Yunanistan’dan çıkmadılar. Bu olay, Yunanistan’ın kâfirlerin egemenliğine girmesinin yolunu açtı.[68]

3. Savaş kaybetmek isteyen bu silahlardan yararlanmaya kalksın, çünkü bu birlikler paralı askerlerden daha tehlikelidir. Çünkü bunlar yumruk gibi oldukları ve başkalarının emrine girmeye alışık oldukları için felaket kapıdadır. Oysa paralı askerler senin bulduğun ve maaş verdiğin, ayrıca devşirme askerler oldukları için savaş kazanmış olsalar da sana zarar vermek bağlamında daha çok zamana gereksinimleri vardır ve daha çok fırsat kollamaları gerekir. Ayrıca başlarına koyacağın bir üçüncü kişi de sana zarar verebilecek güce kolay kolay ulaşamaz. Kısacası, paralı askerlerin gönülsüzlükleri, yardımcı askerlerin de becerisi en büyük tehlikedir.

4. Akıllı bir hükümdar her zaman bu askeri güçlerden uzak durmuş ve ulusal askerleriyle sorunlarını gidermiştir; başkalarının silahlarıyla kazanmayı gerçek bir utku olarak saymadığı için başkalarının silahlarıyla kazanmak yerine kendi silahlarıyla yitirmeyi yeğlemiştir. Burada Cesare Borgia ve eylemlerinden söz etmeden geçemeyeceğim. Romagna’ya yardımcı askerlerle girdi ve oraya götürdüğü Fransızların desteğiyle Imola ve Forlì’yi aldı. Ne ki bu silahlara güvenmediği için daha az tehlikeli olacağını düşündüğü paralı askerlere yöneldi ve Orsini ve Vitelli’yi hizmetine aldı. Onları da denedikçe kaypak, güvenilmez ve tehlikeli buldu ve ortadan kaldırdı, kendi güçlerine döndü. Dükün Fransızlarla olduğu zamanki saygınlığıyla, Orsini ve Vitelli ile olan işbirliğindeki saygınlığı ve öz askerleriyle birlikteliğindeki saygınlığı karşılaştırıldığında bu askerler arasındaki fark rahatlıkla görülebilir. Dükün öz askerleriyle yakaladığı saygınlığının giderek büyüdüğü ve tüm ordularının başkomutanı olduğunda hiçbir zaman bu kadar saygınlık kazanamadığının ayırdına varılacaktır.

5. Ben günümüze yakın İtalyan örneklerinden uzaklaşmak istemezdim, ama yukarıda adını andığım Syrakusalı Hieron’dan söz etmeden edemeyeceğim. Bilindiği gibi Syrakusalılar onu orduların başkomutanı yaptı. O da paralı askerlerin, bizim İtalyanlar gibi komutanlar olduğunu bildiği için onlardan bir fayda gelmeyeceğini anladı ve onları tutamayacağı gibi işlerine son veremeyeceğini de düşündüğünden hepsini ortadan kaldırttı ve ardından başkalarının silahlarıyla değil, kendi silahlarıyla savaştı. Bir başka örnekle bellek tazelemek istiyorum. Bu örnek Eski Ahit’ten bir örnek: Davud, Samuel’e gelerek Filistinli isyancı Calut’a karşı savaşmak istediğini söyler. Samuel, onu yüreklendirmek için kendi silahlarını ona verir. Bu silahları kuşanır kuşanmaz o silahlarla benliğini ve gücünü bulamayacağını ve düşmanla kendi sapanı ve bıçağıyla dövüşeceğini söyler. Sonuçta şunu söyleyeceğim: Başkalarının silahı ya insanların üstünden dökülür, ya insana ağırlık verir ya da dar gelir.

6. XI. Louis’nin[69] babası VII. Charles[70] yazgısı ve becerisi sayesinde İngilizleri Fransa’dan kovarken insanın kendi öz silahlarıyla kuşanmış olmasının önemini anlar ve krallığında atlı ve piyade birliklerinin oluşturulmasını sağlar. Ne ki oğlu Louis piyade birliğini ortadan kaldırır ve İsviçreli paralı askerlere yönelir. Bu yanlışı başkaları da yapar. O yanlış, şimdi de somut biçimde görüldüğü gibi, krallığın tehlikelerle karşılaşmasına neden olmuştur. İsviçrelilere saygınlık kazandırmış, ancak kendi askeri gücünü küçük düşürmüştür. Piyade birliğini ortadan kaldırmış olmasıyla atlı gücünü başkalarına bağımlı kılmıştır. İsviçrelilere bağımlı olmaları sonucu, tek başlarına savaş kazanamaz inancı yerleşmiştir yüreklerine. Bunun ardından Fransızlar İsviçrelilere karşı koyamadıkları gibi, onlarsız tek başlarına başkalarıyla baş edemez olmuşlardır. Fransız ordusu karma bir ordu olmuştu; bir bölümü kendi askerlerinden, bir bölümü paralı askerlerden oluşmuştu. Bu karma ordu tümüyle bir yardımcı ordudan ya da tümüyle paralı askerlerden oluşan bir ordudan daha iyidir, ama kendi ulusal ordusundan çok daha verimsizdir. Verdiğimiz örnek yeterlidir. Eğer Charles’ın kurduğu düzen sürdürülmüş ve geliştirilmiş olsaydı, Fransa krallığıyla kimse baş edemezdi. Ne ki insanlar iyi olarak gördükleri ve başladıkları bir işin altında yatan yanlışı görmezler, bu da insanların ne kadar sağduyudan yoksun olduklarını gösterir, tıpkı yukarıda sözünü ettiğim ince hastalık gibidir bu.

7. Bir hükümdar ülkesindeki kötülükleri doğduğunda görmüyorsa, akıllı biri değildir. Bu nitelik çok az sayıda insanda vardır. Roma İmparatorluğu’nun çöküşünü araştırmaya kalktığımızda birincil nedenin Gotlardan aldıkları paralı askerler olduğunu görürüz. İmparatorluğun güç yitirmesi buradan başlamıştır. Romalı saygınlığını yitirdikçe Gotlar saygınlık kazanıyordu. Kendi öz silahlarınız yoksa hiçbir hükümdarlık güvende değildir. Dahası, düşmanlarına karşı onu yüreğiyle savunacak kimsesi kalmadığı için yazgının oyuncağı olacaktır. Buna ilişkin bir atasözü vardır: “Quod nihil sit tam infirmum aut instabile, quam fama potentiae non sua vi nixa.”[71] Hükümdarın öz silahlı gücü ya uyruklarından, ya yurttaşlarından ya da kendi adamlarından oluşur, geri kalanı ya paralı ya da yardımcı askerlerdir. Böyle bir orduyu nasıl düzenlemek gerektiğini öğrenmek için yukarıda belirttiğim dört örneğe[72] ve Büyük İskender’in babası Philippos’un[73] ve çok sayıda hükümdarlık ve cumhuriyetin oluşturdukları ordulara bakmak yeterlidir. Bu düzenlemelerin altına imzamı koyarım.
